UA-47015413-1 CaDıNıN DüNYaSı

18 Aralık 2009 Cuma

Boyutsuz Bir Sevda

[maviot0.jpg]


$u R€nKS!Z H@Y@Tı B!RL!KT€ S€wM!$T!K, S€w!Y0RuZ, S€wC€Z D€€€...

Bİ'TANEM


benim kırçiçeğimsin
benim gökyüzümsün
benim gülkokuşlumsun
benim kalbimsin
benim en sevdiğim tepesin
benim yagmurumsun
benim sıcak yatağımsın
benim fırtınada sığındığım limanımsın
benim en değerli armağanımsın
benim en değerli anımsın
benim sonsuza dek en yakın arkadaşımsın
benim ilham kaynağımsın
benim kaderimsin
benim parlayan ışığımsın
benim gecem,gündüzümsün
benim kalbimsin,ruhumsun
benim dualarımın yanıtısın
benim yüreğimin ilacısın
benim öfkemin gidericisisin
benim ağrı kesicimsin
benim bahar ateşimsin
benim nadir bulunan mücevherimsin
benim kalp atışımsın
benim nefes alışımsın
benim hayatımı hayat yapansın
benim kutsalımsın
benim moralimi düzeltensin
benim en büyük şansımsın
benim son dansımsın
benim hayat enerjimsin
benim sabah güneşisin
benim kalbimin bekçisisin
benim bebeğimsin
benim süt kokulumsun
benim kakahalarımın kaynağısın
benim şarkılarımsın
benim iştah açıcımsın
benim sonsuzluğumsun
benim yanan ateşimsin
benim en büyük arzumsun
benim ruhumun eşisin
benim yarınlarımsın
benim rüyalarımsın
benim herkesten,herşeyden önde gelenimsin
benim sağduyumsun
ölene kadar sebebimsin
bunu böyle bilesin...


BİTANEME

Seni sevdim,
sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce,
en güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
sana adadım, yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim,
sen sar istedim, yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam,
gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak,
en temiz sevdayla,
yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek, seni yazdım kaderim diye,
bir tek seni istedim, herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği, ölümden bin beter bildim.

Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat,
bilirim ki, bu senin eserin.
Bir tek senin kollarındayken,
yaşamayı seviyorsam,
senin kollarındayken acıları siliyorsam,
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni, daha çok seviyorsam,
biliyorum ki, bu senin eserin......

Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını.
Ve, doymaz yüreğim,
doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdiğin içindir beni.
Ve seviyorsam seni,
bana sevmeyi öğrettiğin içindir.
Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir.
Biliyorum ki;
ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla,
sen sileceksin gözyaşlarımı.
Ne zaman sarılacak bir beden arasam,
sen saracaksın beni.
Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati.
Seninle gülecek, seninle ağlayacağım.
Benim bildiğim tek gerçek,
sen olacaksın hep.
Ve ben,

en güzel şiirleri sana saklayacağım,
en güzel düşlerimi sana..
Sen yeter ki,
yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni.
Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim.
Ve, ecele kadar,
benimle kal, yanlız benimle.
Seviyorum seni,
ve bir ömür yaşatacağım,
yüreğimde SEVGİNİ............
BİRTANEM



Vazgeçilmezim

İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...
İçtiğim çayın şekeri, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...
Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...
Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...
O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...
Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...
Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...
Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...
Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...
Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...
Seninle ilgili planlar yapıyorsam...
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...
İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam...
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...
Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...
'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...
Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...


Öyle Çok Seviyorum ki...

Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu... Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen... Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın, ve artıyor her geçen gün sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki...
Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen... Hiç bitmeyen serüven... Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası... Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın... Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak... Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak... Ağaç ağaç gezip, yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak... Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni... Sesin sarhoş etse beni... Öyle içimdesin ki...
Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol... Öyle aklımdasın ki...
Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak... Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum. Öyle özlüyorum ki...
Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol... Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu... Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki... Seni öyle çok seviyorum ki...


O ilk günkü aynı heyecan..


Bugün oldugu gibi yarin da,

yarindan sonra da, Ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin degismeyecegine...
Seni bir ömür sevecegime...
Kelebeklerin renklerinin insani büyülemesi gibi, yarinimda da hep sevginle yasayacagima...
Her bakisinda okudugun o gözleri her zaman yanimda görecegime, en yakin dostun, en yakin sirdasin, en yakin arkadasin olacagima...
Sıkıntının Sıkıntım; üzüntünün üzüntüm olacagina...
Her kizgin anini cicege dönüstürecegime...
Her üzgün aninda tebessümün geri gelmesi icin elimden geleni yapacagima...
Asla ve asla soguktan ve yanlizliktan üsümeyecegime...
Yaninda olmadigim ve varligima ihtiyacin oldugu her anda bir rüzgar olup seni saracagima...
Gözümün gözüne degdigi her an; sana yeniden asik olup seni bir cicege dönüstürecegime...
Yasam boyu her sabah sana asik olarak uyanacagima...
Sen uyurken sana bakip, Sen ve Ben icin dualar edecegime...
Seni asla üzmeyecegime... Seni kizdirirsam. bunu bilmeden yaptigimdan hemen özür dileyecegime...
Beni tanidigin gün, benden gördügün neyse, ömrünce beni ayni sekilde görecegine...
Sevgimin asla degismeyecegine...
Sevgimin asla azalmayacagina...
Bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarina seni tasiyacagima...
Senin herseyin önünde oldugun gerceginin asla degismeyecegine...
Seni asla ihmal etmeyecegime...
Senin sadece 14 Subat`ta degil, 365 tane Sevgililer Günü`nde 365 tane ismin olacagina...
Sana yalan söylemeyecegime...
Baskalarinin yanindayken seni asla unutmayacagima...
Elini usul usul, korka korka tuttugum o ilk gündeki ayni heyecani hep yasayacagima...
Bir ömür senin elini birakmayacagima...
Bir ömür Can`im olarak kalacagina...
Tüm balonlari senin icin gökyüzüne salacagima...
Tüm ciceklerde seni görecegime...
Okyanuslarda seni dalga yapacagima...
Yildizlara kement atacagima...
Gökkusagina salincak kurup 7 renge senin rengini karistiracagima...
Her satirda seni yazacagima...
Seni cizecegime ve sana seslenecegime...
Hic bir seyin, hicbirzaman senin önüne gecemeyecegine...
Her günün bir öncekinden daha güzel olacagina...
Her anin unutulmazlik zincirine bir yenisini ekleyecegine...
Bir ömür boyu senin canin,askin,sevgilin ve herseyin olarak kalmak icin elimden gelen herseyi yapacagima...
Sana her zaman A$kim diyecegime...
Seni sonzukluk kadar cok sevecegime...
Seni, ""SEN"" oldugun icin seni sevecegime...
Seni ""Bir ömürden de öte"" sevecegime...
Yemin Ederim..




;-x

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...

--
$u R€nKS!Z H@Y@Tı B!RL!KT€ S€wM!$T!K, S€w!Y0RuZ, S€wC€Z D€€€...

SENİNLE YAŞLANMAK İSTİYORUM


Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim Benim olduğun kadar dostlarının,dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp, atlatalım. Yaşayalım ki,öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki,yalnız sıkılmak,sıkmalı bizi.
Güzel günlerimizi,evimizde, bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla,ucuz biralar içerek. Böylece yaşamalıyız işte…
Sonra çocuğumuz olmalı. Düşünsene,senin ve benim olan canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı…
Yorgun olduğun için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp,yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken,herşeyiyle yaşanmış bir hayatımız olmalı. Her şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar, ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredalıp, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize, Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız. Ben “Bey” demeliyim sana,sen de “Hanım”… Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken,sadece mutluluk olmalı yüzümüzde…. Birbirimizi sevmenin gururu olmalı “herşeyde”!….
CAN YÜCEL

18 Eylül 2008 Perşembe

Kavgasını verdiğim, yüreğim kan revan olup vazgeçmediğimsin.. Tek'sin...Sonsuza dek'sin..Soluk almak, yorulmak, gülümsemeksin...

16 Eylül 2008 Salı

Seni Sevmek

Seni sevmek bir yudum su içmek gibidir
Seni sevmek sessiz soluksuz yaşamak gibidir
Seni sevmek gözleri olmayan birisinin resim cizmesi gibidir
Seni sevmek bir kadeh de 2 yudumu içmek gibidir
Seni sevmek geceleri uyuyumamak gibidir
Seni sevmek bir dilim ekmegi bölüşmek gibidir
Seni sevmek yaşarken ölmek gibidir
Seni sevmek yarınlara dogmamak gibidir
Seni sevmek yalanlarla yaşamak gibidir
Seni sevmek hayatta kalmak gibidir
Seni sevmek adını sayıklamak gibidir
Seni sevmek utanmadan haykırabilmektir sevgini
Seni sevmek aya karşı gelmek gibidir
Seni sevmek güneşin varlıgını kabul etmemek gibidir
Seni sevmek yücelerin yücesini sevmek gibidir
Seni sevmek bir şarkıda iki evli çift gibi dans etmek gibidir
Seni sevmek gözlerine bakmak gibidir
Seni sevmek ellerini tutarken hissettiğim sıcaklık gibidir
Seni sevmek bir sinemada film izlemek gibidir
Seni sevmek emeklemek gibidir
Seni sevmek güneşe çıplak gözle bakabilmek gibidir
Seni sevmek yağmurlara yoldaşlık etmek gibidir
Seni sevmek bir sözde birden çok şeyi anlatmak gibidir
Seni sevmek yağmurlu havada ıslanmak gibidir
Seni sevmek yaşamak gibidir
Seni sevmek bir silgi gibi her kötü şeyi silmek gibidir
Sana dediğim gibi
Seni sevmek bir ömür gibidir
Seni sevmek en kötüsü ölmek gibidir

14 Eylül 2008 Pazar

Neden Allah bize bir kalp verdi?

Allah herkese
-iki ayak verdi, yürümek için...
-iki el verdi, tokalaşmak için...
-iki kulak verdi, duymak için...
-iki göz verdi, görmek için...
Fakat neden bir kalp verdi?
Çünkü; diğer kalbi başka birine verdi...
***Gidip bulmamız için***

A$K YEMİNİ

* Bugün olduğu gibi yarın da, yarından sonra, ondan sonra ki günlerde de gözlerimde ki yerinin değişmeyeceğine,
* Bu günün gibi yarında hep sevginle yaşayacağıma,
* Tek bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanında göreceğine,
* En yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma,
* Sıkıntının sıkıntım, üzüntünün üzüntüm olacağına,
* Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime,
* Her üzgün anında gülüşünün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma,
* Yanında olamadığım ve yardıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma,
* Gözümün gözüne değdiği her an sana yeniden aşık olup seni bir prensese dönüştüreceğime,
* Her sabah sana yeniden aşık olup uyanacağıma,
* Sen uyurken sana bakıp ikimiz için dualar edeceğime,
* Beni tanıdığın gün bende gördüğün neyse, ömrünce beni aynı şekilde göreceğine,
* Sevgimin asla değişmeyeceğine, asla azalmayacağına, aksine her gün büyüyen bir sevgiyle seni mutluluk ormanına taşıyacağıma,
* Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma,
* Elini usul usul, korka korka tutup o ilk günlerdeki heyecanı aynı şekilde yaşayacağıma ve elini hiç bırakmayacağıma,
* Bir ömür boyu senin canın, aşkın, sevgilin ve her şeyin olarak kalmak için elimden gelen her şeyi yapacağıma SÖZ VERİYORUM..!

GERÇEKTEN DOĞRUYA, DENİZ KABUKLARININ YOLCULUĞU...

Uzun uzun yıllar evveldi....Uzak sahillerin, nemi yaprağı üzerinde, yemyeşil ormanlarındagüzeller güzeli bir kız yaşarmış.......Adı yokmuş..Bir isme de, ihtiyacı yokmuş zaten.Duyamaz ve konuşamazmış, O......Tüm gün topladığı deniz kabuklarıyla uğraşırmış sadece.....Her sabah uyandığında,“acaba bugün, hangi deniz kabukları bulma şansına sahibim” diye merak duyarmış.....Kime sorsanız, tüm deniz kabuklarının birbirine benzediği o uzun sahillerde, o aylardır yıllardır hep mutlu veher günü ayrı bir umut ve güzellik içinde, heyecanla yaşamaktaymış.....Çünkü Ozamanın,sevenler için sonsuz olduğuna inanırmış......Çünkü O,zamanın,sevinenler için kısaüzülenler için çok uzun, korkanlar için çok hızlı ,bekleyenler içinse çok yavaş olduğunu, bilirmiş......O, sonsuzu seçen, seven , ama çok seven bir yüreğe sahipmiş......Topladığı ve dokunduğu her deniz kabuğu ile, yüreğine bir parça daha sevgi biriktirmekteymiş......O, deniz kabuklarında, kulaklarıyla duyamadığı, bilinmez nice sesleri dinlemekteymiş aslında......Yüreğinin kumsalları ve suları, ona hiç gitmediği, hiç görmediği kıyıların, nice hikayelerini anlatır durularmış......Dünya, onun yüreğinde atarmış...Dünya, onun yüreğinde ses verirmiş evrene......O, dünyayı yüreğinden işitir, bilir ve yaşarmış...... Bazen işittiklerimiz, yeter sanırız...bildiklerimiz gerçek sanırız.......Ve bunlar mutlu etmez bizi.....Çünkü mutluluk;duyamadıklarımızda, gidemediklerimizde, fark edemediklerimizdedir....Oysa, görebildiklerimizden, daha fazlasıdır gerçekler........Günlük döngüler içinde, Sevdiklerimizle ve kendimizle paylaşabileceğimiz şeylerden uzak kalarak yaşıyoruz hayatlarımızı maalesef.....Hayat bu olmamalı.. Işler hiç bir zaman durulmayacaktır ki, hep yoğun, hep çok olacaktır......Ama sular bile durulur.Durulur ve durulanır o zaman su; sedeflenir, sakinliğin, dinginliğin tatlı huzuru , derinliği aks olur kumsallarda.....Bu hayattır işte.. Hayat oradadır...Dinlerken, beklerken, izlerken, durulanırken..Hayat orada yaşanır gerçel anlamda..Oysa bizler mekanik ve elektronik bir dünyaya hapis vaziyette şuursuz yaşıyoruz, “hayat, bu” diye.....Yaşamımızı, hayata ve kendimize endeksleyebilmeliyiz...Ggerçekle, doğru arasındaki farkı görebilmeliyiz...... Hepimiz ....Gerçekten mutlu olmak,sadece yüreğin işidir...Yüreklerimize fırsat vermeliyiz.....Her yeni güne başlarken,hangi deniz kabuğuna dokunarak,bilinmedik hangi yaşama katılacağımız şansına gülümseyerek,umutla uyanmalıyız......Var olmanın güzelliği bu olsa gerek...Acaba, bugüne kadar,yüreğinizde kaç deniz kabuğu biriktirmişsinizdir ?Sen...,bugün hangi deniz kabuğunu dinledin,ve bugün kaç deniz kabuğu topladın?Insanın yüreği, belki de, deniz kabuklarından örülü olmalı.Her yürek, bir kumsal olmalı belki de...... Kumsal gibi sonsuz olmalı.....Kum tanelerinin kristallerinde, nice deniz çiçekleri, sedefleri açtırmalı her gün için.. Ve, her mevsimde ebruli olmalı o kumsal,her koşulda kumsalda olmalı varlığımız.Mesela, yazı, kumsal mevsimi biliriz sadece. Fakat, kışın da, oradayızdır.. Insanlar nedense, kumsalları, sadece yazın fark ederler......Ne talihsizlik.!Tıpkı, yüreklerimizi de, aynı talihsizliklerle fark edemediğimiz gibiBelki de, maviyi görmek değildir önemli olan..Belki, bakışlarımız gökyüzüne yöneldiğinde,Önce, uçurtmayı görebilmeli gözlerimiz..Önce uçurtmayı görebilirsek, mavileri de yakalarız zaten......Uçurtma, mavidedir nihayetinde....Eğer her gün, yeni bir var olma çiçeği açıyorsa gözlerimizde ve Yüreğimizin ebruli kumsallarından, yepyeni deniz kabukları, sedefler toplayabiliyorsak,Yokluk yok demektir, değil mi?VE, her sabah ya da akşam üstleri,Sulanmalı mutlak o var oluş çiçeklerimiz.......Güne ya da akşama başlarkenYürek su ister......Çiy ister... Şebnem ister......Insanın en yalnız olduğu zaman dilimlerdir, sabahın eri ve akşamüstleri.......Insanın en çok kendi olduğu, kendinde ve kendiyle olduğu vakitlerdir onlar.Doğrularımızdan, gerçeğe yönelik yolculuğun başladığı vakitlerdir.Sonsuza uzanan, uzanması gereken yürekler yollarını çiçeklendirme ve deniz kabuklarını sevgilendirme vakitleridir.Doğrularınıza sahip çıkın. Kendinizi yakalayın.Sonsuzluğu, kendinizden esirgemeyin.Bakın, dinleyin, dokunun, deniz kabuklarının size söyleyecekleri var..Yüreğinizin, ebruli kumsalından ayrılmayın.

7 Eylül 2008 Pazar

SU GiBi

Şimdi sen "su" olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez... İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma; daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece!.. Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; "Su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye" diye düşünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol ; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol; afet değil! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana "felaket" denmesin! Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!.. Su; yüce Tanrı'nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Ve suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de "kıyametler" koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken yayılabileceğin; küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe... Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi... Tercih elindeydi hep ve hep de "senin" ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken şu değil mi?
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin... Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın... Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin "kıyıya yanaşmasını" bekleyeceksin !..
Demeyeceksin; "Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.."
Demeyeceksin; "Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!.."
Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil... Ağzını açıp "Şelaleden dökülen suyu" içmeye çalışan bir tavsan gördün mü hiç?..Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; beyni olan her yaratık gibi!
Hadi... Sen şimdi "su olduğunu" düşün, ve kendini "su gibi" hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...
Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu hatırla... Ama yine su gibi "bir küçük bardağın içine" sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol !..

Aşkın Elli İşareti

1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız.
2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız.
3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa.

4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa.

5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa.

6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız.

7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız.

8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa

9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız.

10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için.

11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa.

12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız.

13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa.

14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa.

15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa.

16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız.

17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa.

18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.

19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa.

20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız.

21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa.

22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız.

23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız.

24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz.

25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa.

26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa.

27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız.

28- Size durup dururken çiçek alıyorsa.

29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa.

30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa.

31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa.

32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa.

33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa.

34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa.

35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi destekliyorsa.

36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa.

37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.

38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse.

39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa.

40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.

41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa.

42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa.

43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa.

44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa.

45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.

46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa.

47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa.

48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse.

49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse.

50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse

5 Eylül 2008 Cuma

Yüz Dilde Sevgi

-Afrikaans: Ek het jou liefe -Afrikaans: Ek is lief vir jou -Albanian: te dua -Albanian: te dashuroj -Alentejano(Portugal): Gosto De Ti, Porra! -Alsacien: Ich hoan dich gear -Amharic: Afekrishalehou -Arabic: Ana Behibak (to a male) -Arabic: Ana Behibek (to a female) -Arabic: Ib'n hebbak. -Arabic: Ana Ba-heb-bak -Arabic: nhebuk -Arabic: Ohiboke (male to female) -Arabic: Ohiboka (female to male) -Arabic: Ohibokoma (male or female to two males or two females) -Arabic: Nohiboke (more than one male or female to female) -Arabic: Nohiboka (male to male or female to male) -Arabic: Nohibokoma (m. to m. or f. to two males or two females) -Arabic: Nohibokom (m. to m. or f. to more than two males) -Arabic: Nohibokon (m. to m. or f. to more than two females) -Arabic: (not standard) Bahibak (female to male) -Arabic: (not standard) Bahibik (male to female) -Arabic: (not standard) Benhibak (more than one male or female to male) -Arabic (not standard) Benhibik (male to male or female to female) -Arabic: (not standard) Benhibkom (m. to m. or female to more than one male) -Assamese: Moi tomak bhal pau -Basc: Nere Maitea -Batak: Holong rohangku di ho -Bavarian: I mog di narrisch gern -Bengali: Ami tomAy bhAlobAshi -Bengali: Ami tomake bhalobashi. -Berber: Lakh tirikh -Bicol: Namumutan ta ka -Bolivian: Quechua qanta munani -Bulgarian: Obicham te -Burmese: chit pa de -Cambodian: Bon sro lanh oon -Cambodian: kh_nhaum soro_lahn nhee_ah -Canadian: French Sh'teme (spoken, sounds like this) -Cantonese: Moi oiy neya -Cantonese: Ngo oi ney -Catalan: T'estim (mallorcan) -Catalan: T'estim molt (I love you a lot) -Catalan: T'estime (valencian) -Catalan: T'estimo (catalonian) -Cebuano: Gihigugma ko ikaw. -Chickasaw: chiholloli (first "i" nasalized) -Chinese: (see the entries for mandarin or cantonese!) -Corsican: Ti tengu cara (to female) -Corsican: Ti tengu caru (to male) -Croatian: LJUBim te -Czech: miluji te -Czech: MILUJU TE! (colloquial form) -Danish: Jeg elsker dig -Dutch: Ik hou van jou -Dutch: Ik ben verliefd op je -Ecuador: Quechua canda munani -English: I love you -English: I adore you -Esperanto: Mi amas vin -Estonian: Mina armastan sind -Estonian: Ma armastan sind -Farsi: Tora dust midaram -Farsi: Asheghetam -Farsi: (Persian) doostat dAram -Filipino: Mahal ka ta -Filipino: Iniibig Kita -Finnish: Mina" rakastan sinua -Flemish: Ik zie oe geerne -French: Je t'aime -French: Je t'adore -Friesian: Ik hald fan dei -Gaelic: Ta gra agam ort -German: Ich liebe Dich -Greek: s'ayapo r -Greek: (old) (Ego) -Greenlandic: Asavakit -Gujrati: Hoon tane pyar karoochhoon. -Hausa: Ina sonki -Hawaiian: Aloha I'a Au Oe -Hebrew: Ani ohev otach (male to female) -Hebrew: Ani ohev otcha (male to male) -Hebrew: Ani ohevet otach (female to female) -Hebrew: Ani ohevet otcha (female to male) -Hindi: Mai tumase pyar karata hun (male to female) -Hindi: Mai tumase pyar karati hun (female to male) -Hindi: Main Tumse Prem Karta Hoon -Hindi: Mai Tumhe Pyar Karta Hoon -Hindi: Main Tumse Pyar Karta Hoon -Hindi: Mai Tumse Peyar Karta Hnu -Hindi: Mai tumse pyar karta hoo -Hokkien: Wa ai lu -Hopi: Nu' umi unangwa'ta -Hungarian: Szeretlek -Hungarian: Szeretlek te'ged -Icelandic: Eg elska thig -Indi: Mai Tujhe Pyaar Kartha Ho -Indonesian: Saya cinta padamu (Saya, commonly used) -Indonesian: Saya cinta kamu ( " ) -Indonesian: Saya kasih saudari ( " ) -Indonesian: Aku tjinta padamu (Aku, not often used) -Indonesian: Aku cinta padamu ( " ) -Indonesian: Aku cinta kamu ( " ) -Iranian Mahn: doostaht doh-rahm -Irish: taim i' ngra leat -Italian: ti amo (if it's a relationship/lover/spouse) -Italian: ti voglio bene (if it's a friend, or relative) -Japanese: Kimi o ai shiteru -Japanese: Aishiteru -Japanese: Chuu shiteyo -Japanese: Ora omee no koto ga suki da -Japanese: Ore wa omae ga suki da -Japanese: Suitonnen -Japanese: Sukiyanen -Japanese: Sukiyo -Japanese: Watashi Wa Anata Ga Suki Desu -Japanese: Watashi Wa Anata Wo Aishithe Imasu -Japanese: Watakushi-wa anata-wo ai shimasu -Japanese: Suki desu -Javanese: Kulo tresno -Kannada: Naanu Ninnanu Preethisuthene -Kannada: Naanu Ninnanu Mohisuthene -Kiswahili: Nakupenda -Klingon: qabang -Klingon: qaparHa' (depends where in the galaxy you are) -Korean: No-rul sarang hae (man to woman in casual -Korean: Tangsinul sarang ha yo -Korean: Tangshin-ul sarang hae-yo -Korean: Tangsinul Sarang Ha Yo -Korean: Tangshin-i cho-a-yo (i like you, in a romantic -Korean: Nanun tangshinul sarang hamnida -Korean: Nanun Dangsineul Mucheog Joahapnida -Korean: Nanun Dangsineul Saranghapnida -Korean: Nanun Gdaega Joa -Korean: Nanun Gdaereul Saranghapnida -Korean: Nanun Neoreul Saranghanda -Korean: Gdaereul Hjanghan Naemaeum Alji -Korean: Joahaeyo -Korean: Saranghae -Korean: Saranghaeyo -Korean: Saranghapanida -Lao: Koi muk jao -Lao: Khoi huk chau -Latin: Te amo -Latin: Vos amo -Latin: (old) (Ego) amo te (ego, for emphasis) -Latvian: Es milu tevi (Pronounced "Ess tevy meeloo") -Lebanese: Bahibak -Lingala: Nalingi yo -Lisbon: lingo gramo-te bue', chavalinha -Lithuanian: TAVE MYLIU (ta-ve mee-lyu) -Lojban mi: do prami -Luo: Aheri -Macedonian: SAKAM TE! -Madrid: lingo Me molas, tronca -Malay: Saya cintakan mu -Malay: Saya sayangkan mu -Malay/Indonesian: Saya sayangkan engkau -Malay/Indonesian: Saya cintakan awak -Malayalam: Njyaan Ninne' Preetikyunnu -Malayalam: Njyaan Ninne' Mohikyunnu. -Malayalam: Ngan Ninne Snaehikkunnu -Malaysian: Saya Cintamu -Malaysian: Saya Sayangmu -Malaysian: Saya Cinta Kamu -Mandarin: Wo ai ni (Wo3 ai4 ni3 in tonal notation) -Marathi: me tujhashi prem karto (male to female) -Marathi: me tujhashi prem karte (female to male) -Marathi: Mi tuzya var prem karato -Mohawk: Konoronhkwa -Navaho: Ayor anosh'ni -Ndebele: Niyakutanda -Norwegian: Eg elskar deg (Nynorsk) -Norwegian: Jeg elsker deg (Bokmaal) (pronouncedyai elske dai) Op Op Lopveop Yopuop -Osetian: Aez dae warzyn -Pakistani: Mujhe Tumse Muhabbat Hai -Persian: Tora dost daram -Pig: Latin Ie Ovele Ouye -Polish: Kocham Cie -Polish: Ja cie kocham -Polish: Yacha kocham -Polish: Kocham Ciebie -Portuguese: Amo-te -Portuguese: (brazilian) Eu te amo -Punjabi: Mai taunu pyar karda -Punjabi: Main Tainu Pyar Karna -Quenya: Tye-mela'ne -Romanian: Te iu besc -Romanian: Te Ador -Russian: Ya vas liubliu -Russian: Ya tebya liubliu -Russian: Ya polubeel s'tebya -Russian: (malincaya) Ya Tibieh Lublue -Scot: Gaelic Tha gra\dh agam ort -Serbocroatian: Volim t -Serbocroatian: Ljubim te -Shona: Ndinokuda -Sinhalese: Mama oyata adarei -Sioux: Techihhila -Slovak: lubim ta -Slovene: ljubim te -Spanish: Te quiero -Spanish: Te amo -Srilankan: Mama Oyata Arderyi -Swahili: Naku penda (followed by the person's name) -Swedish: Jag a"lskar dig -Swiss-German: Ch'ha di ga"rn -Syrian/Lebanese: BHEBBEK (to a female) -Syrian/Lebanese: BHEBBAK (to a male) -Tagalog: Mahal kita -Tahitian: Ua Here Vau Ia Oe -Tamil: Ni yaanai kaadli karen (You love me) -Tamil: n^An unnaik kAthalikkinREn (I love you) -Tamil: Naan Unnai Kadalikiren -Tcheque: MILUJI TE^ -Telugu: Neenu ninnu pra'mistu'nnanu -Telugu/india: Nenu Ninnu Premistunnanu -Thai: Phom Rak Khun (formal, male to female) -Thai: Ch'an Rak Khun (formal, female to male) -Thai: Khao Raak Thoe (affectionate, sweet, loving) -Thai: Phom Rak Khun -Tunisian: Ha eh bak * -Turkish: Seni seviyorum -Ukrainian: ja tebe koKHAju (real true love) -Ukrainian: ja vas koKHAju -Ukrainian: ja pokoKHAv tebe -Ukrainian: ja pokoKHAv vas -Urdu: Mujhe tumse mohabbat hai -Urdu: Main Tumse Muhabbat Karta Hoon -Vietnamese: Em ye^u anh (woman to man) -Vietnamese: Toi yeu em -Vietnamese: Anh ye^u em (man to woman) -Vlaams: Ik hue van ye -Vulcan: Wani ra yana ro aisha -Welsh: 'Rwy'n dy garu di. -Welsh: Yr wyf i yn dy garu di (chwi) -Yiddish: Ich libe dich -Yiddish: Ich han dich lib -Yiddish: Ikh Hob Dikh Lib -Yugoslavian: Ya te volim -Zazi: Ezhele hezdege (sp?) -Zulu: Mena Tanda Wena -Zulu: Ngiyakuthanda!

2 Eylül 2008 Salı

Z@m@N K@ÇıY0R

Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86.400 dolar para yatıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, para ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansanda kullanmasanda hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın?
Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın; hepimiz, zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz; her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; bu zaman yarına transfer edilemez. Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla yatırım yap.
Mutluluk, sağlık ve başarı için, zaman kaçıyor. Her gün için en iyisini yap. Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini anlamak için 8 aylık bebek doğuran bir anneye sor. Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe, bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor. Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor. Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlayabilmek için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor. Her anını değerlendir. Unutma! Zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman tarihtir. Gelecek zaman sırlar, meçhullerle doludur.
Sadece şu "an" sana verilen gerçek bir armağandır.